Tuhaf Vahşi Batı: Kan, Altın ve Gölgelerin Arka Planı
Gözlerinizi kapatın ve Vahşi Batı'yı hayal edin. Tozlu kasabalar, gün ortası düelloları, salon kapılarından içeri süzülen kovboylar ve altına hücum eden maceraperestler… Ancak tarihin tozlu sayfalarını biraz daha derinlemesine araladığımızda karşımıza çıkan manzara, Hollywood filmlerinden çok daha karanlık, ürpertici ve bir o kadar da tuhaftır. Gelin, Amerika'nın vahşi sınırlarında yaşanmış, gerçeklikle efsanenin birbirine karıştığı o tuhaf hikayelerin izini sürelim.
HAYALET HAYDUT
Altın Uğruna Kaybolan Ruhlar Her şeyin merkezinde altın ve para hırsı yatar. 1850'lerde Nevada'nın Six Mile Kanyonu yakınlarında meşru bir altın işleme tesisi kuran Big Jack Davis, aslında bu kusursuz paravanın ardında devasa bir tren soygunu şebekesi yönetiyordu. 1870'te çetesiyle birlikte 40.000 dolarlık devasa bir ganimeti ele geçiren Davis, hapse atıldıktan sonra 1877'de kaçmaya çalışırken sırtından vurularak öldürüldü. Ancak efsaneye göre onun hikayesi burada bitmedi; ganimeti arayanların kanyonda "altınlarını bekleyen devasa bir hayalet silüet" gördükleri ve Davis'in ruhunun o kayalıkları hiç terk etmediği dilden dile dolaştı.
WINCHESTER EVİ
Bir yanda çaldığı altınları koruyan bir hayalet, diğer yanda ise kazandığı paranın getirdiği kandan kaçmaya çalışan bir varis... Ünlü silah üreticisi Winchester İmparatorluğu'nun varisi Sarah Winchester, markanın tüfekleriyle can veren insanların ruhları tarafından lanetlendiğine inanıyordu. San Jose'de inşa ettirdiği devasa Winchester Evi, adeta ruhları şaşırtmak için tasarlanmış bir akıl tutulmasıydı; hiçbir yere çıkmayan merdivenler, kör duvarlara açılan kapılar ve labirent gibi koridorlarla dolu bu malikâne, 1884'ten Sarah'ın 1922'deki ölümüne dek tam 38 yıl boyunca durmaksızın inşa edilmeye devam etti.
KANLI BENDERLER
Vahşetin ve Kanın Hanedanları Vahşi Batı'nın acımasızlığı sadece çatışmalardan ibaret değildi. 1870'lerin başında Kansas'ta ortaya çıkan Bender Ailesi (Kanlı Benderler), belki de 19. yüzyılın en tüyler ürpertici seri cinayet vakalarından birine imza attı. Yol kenarındaki derme çatma hanlarında ağırladıkları yolcuları acımasızca katledip değerli eşyalarını çalan ve cesetleri bahçeye gömen bu aile, suçları ortaya çıkmadan hemen önce sırra kadem basarak adeta buharlaştı.
COLORADO YAMYAMI
Ölümün ve hayatta kalma içgüdüsünün sınırları zorladığı bir diğer hikaye ise 1874 kışında Colorado'nun dondurucu San Juan Dağları'nda yaşandı. Bir gruba rehberlik eden Alferd Packer, kışın ortasında yiyeceksiz kalınca hayatta kalmak için yoldaşlarını öldürüp yedi. Tarihe "Colorado Yamyamı" olarak geçen Packer'ın bu eylemi, insanın vahşi doğa karşısında ne kadar ilkelleşebileceğinin en acı kanıtıydı.
ELMER MUMYASI
Absürtlükler, Ucubeler ve Açıklanamayan Fenomenler Bazen trajedi, kara mizahla el ele yürürdü. 1911'de Oklahoma'da tren soymaya çalışırken vurularak öldürülen beceriksiz soyguncu Elmer McCurdy'nin cesedi, mumyalandıktan sonra bir panayır atraksiyonuna dönüştü. Yıllar boyunca elden ele dolaşan, fuarlarda, sirklerde sergilenen bu bedenin gerçek bir insana ait olduğu unutulmuştu. Ta ki 1976 yılında Long Beach'teki bir lunaparkta, "The Six Million Dollar Man" dizisinin çekimleri sırasında asılı duran bu "mankenin" kolu kopup içinden gerçek insan kemikleri çıkana dek. McCurdy'nin ruhu ancak 66 yıl sonra, 1977'de toprağa kavuşabildi.
ET YAĞMURU VE KIZIL HAYALET
Sadece insanlar değil, doğa ve hayvanlar da bu tuhaflıklardan nasibini alıyordu. 1876'da Kentucky, Olympia Springs'te gökyüzünden adeta bir "et yağmuru" boşaldı; sonradan bu et parçalarının yüksekte uçan bir akbaba sürüsünün kusmuğu olduğu teorisi öne sürüldü. Arizona çöllerinde ise "Kızıl Hayalet" efsanesi dilden dile dolaşıyordu; devasa ve vahşi bir canavarın sırtında ölü bir adam taşıdığı iddia ediliyordu. Gerçek ise çok daha trajikti; bu canavar, 1850'lerdeki Amerikan ordusunun deve birliğinden arta kalan ve sırtına bir ceset bağlanarak çöle salınmış zavallı bir hayvandı.
HAYALET TREN
Aynı dönemlerde, Oregon'un Portland şehrinin altında "Shanghai Tünelleri" olarak bilinen karanlık bir ağın, insanları kaçırıp zorla gemilerde çalıştırmak (shanghailenmek) için kullanıldığı dedikoduları yayıldı. Ve eğer yolunuz geceleri Colorado'daki Marshall Geçidi'ne düşerse, 1880'lerden kalma efsanevi bir Hayalet Tren'in raylarda süzüldüğünü görebileceğiniz söylenirdi; makinistlerin kalplerine korku salan, hiç var olmayan bir trenin düdük sesleri gecenin karanlığını yırtardı.
Sonuç olarak, Vahşi Batı sadece cesaretin ve keşfin değil; insanlığın en karanlık dürtülerinin, açıklanamaz sırların ve en absürt trajedilerin de sahnesiydi. Çorak topraklara dökülen her damla kan, bugün hala fısıltılar halinde anlatılan bu tuhaf efsaneleri beslemeye devam ediyor.







